
Bu haftaki 3 günlük İngiltere seyahatim adaya ikinci gidişimdi. Sabah evden çıkıp akşam başka bir ülkede olmak yine garip duygular yaşattı bana. Uzaklarda bir yerlerde çok farklı hayatlar yaşandığını, farklı gündemler olduğunu yerinde görmek insanı şaşırtıyor. Dünya gözünüzde küçülüyor ve bakış açınız değişiyor..
Ancak bazı farklılıkları bariz bir şekilde görmek insanı üzüyor. Daha uçaktayken bile Ankara, İstanbul ve Londra'yı kuşbakışı izleyerek kıyaslama fırsatım oldu. Bizdeki düzensiz, çarpık yapılaşmanın aksine Londra'daki düzenli yapılaşma ve ahenk bariz göze çarpıyor. Heathrow Havaalanı'ndan çıkar çıkmaz da bu düzenin sadece kuşbakışından ibaret olmadığını hemen anlıyorsunuz..
Orada insanlar planlı ve prensipli bir şekilde işini yapıyor. Kurallara uyuyorlar çünkü kuralların kendileri için olduğunu biliyorlar. Buna en bariz örnek ise istisnasız herkesin emniyet kemeri takması. Bu konu ilk gidişimde de çok dikkatimi çekmiş ve trafikteki onlarca araca dikkatlice bakmıştım, yine baktım ama kemer takmayan hiç kimseye rastlamadım. Bunu alışkanlık haline getirmişler; önde oturan da, arkada oturan da kemerini takıyor, üstelik bunu polis baskısıyla yaptıklarını da hiç sanmıyorum.
Bense bindiğim şehirlerarası otobüste yolun yarısında daha fazla dayanamayıp kemeri çözme ihtiyacı duydum. Türklük damarım mı tuttu yoksa alışmadığımızdan mıdır bilemiyorum ama kemer beni rahatsız etti.. Tabi bu yaptığım doğru değildi ama onlar bunu biraz da hayatı bizden daha fazla sevdikleri için yapıyorlar. Düşündüm de ben hayatı onlar kadar sevemem, benim canım onlarınki kadar tatlı da değil.. Bu meselenin başka bir yönü. Ama kurallara uymaları ve düzenli yaşamaları başarılarının arkasındaki önemli bir etken.
Biz ise saçma sapan gündemlerle, mantıksız tartışmalarla birbirimizi yemekten işimize, gücümüze, okulumuza, derslerimize vs yeterince yoğunlaşamıyor, bu yüzden hiçbir konuda tam olarak muvaffak olamıyoruz. Ne gariptir ki; bu durumun başlıca sebeplerinden biri de İngiliz oyunlarıdır. Tabi bu oyunlar bizim bahanemiz olamaz, birileri oyun oynuyor diye oyuna gelmek mi lazım?
Gittiğim kasabada yollar ve kaldırımlar çok düzgündü. Bizdeki gibi adım başı rögar kapakları veya çukur vs olmayan, balık sırtı kaliteli yolları var. Yolların yıllardır kazılmadığı belli. Benim Ankara'da yaşadığım sokakta ise 5 senede 3 kez asfalt atılmıştır.
Bunları anlatıyorum çünkü bizim neden bunları başaramadığımızı sorgulayalım istiyorum. İngiliz caddelerinde gezerken, "Madem bu yapılabiliyordu, bunu yapan neden biz olmadık?" diye çok hayıflandım. "Demek ki isteyince olabiliyormuş, yapılabiliyormuş" dedim. Umarım asıl derdimi anlatabilmişimdir, yoksa Batı'nın bütün dünyayı sömürerek bu zenginliğe kavuştuğunu da unutmuş değilim. Sapı samandan ayırmak lazım, adamlar ülkelerini güzelce imar edip sistemi oturtmuşlar. Hemşehricilik, bölgecilik yapmadan, benim adamım, benim akrabam demeden, başkalarının hakkını gaspetmeden çalışıyorlar. Bizim de tam olarak yapmamız gereken bu..
Serdar Kocaoğlu
10.10.2009
İngiltere Gezimde İnternetin Faydaları
Yazının devamı..